Bir İç Bunaltısına Çarpmış Kahve’ye Saygı
Bensiz içilmiş kahve fincanlarını yıkıyordum sessizce
Nedensiz yere sorguluyordum gittiğim her yerde
Neydi sorguladığım sizce? Peh
Gitmedim bir süre hiçbir yere hayhay!
Belki işe yarar diye
Kalbim kabarmış, gözler bana bakmış ve batmış acımadan
Kan akmadan,
Dikensiz kaktüs olur mu? Ya gül?
Sustum yine, kabullendim en sessizinden
Güzelce
Kalktım isteksizce ve kahve altı sonrası
Kahve yaptım, Türk
Bensiz içilen her kahveye lanetler okurdum, okurum
Guatemala’da, Brezil ‘de, Etiyopya’da kahve kalmasın
Ve Tanrı Kaffa ölsün mü? Heyhat!
Ekvator kutuplansın, saklı kalsın çiçekleri kahvenin, altında
buzulluğun
Amen ve Âmin!
Kahve geçmesin Türk –Yunan gerginliğinde
Ne haliniz varsa görün, geri verin bana telveliyi
Umurumda değilsiniz, memnun değilsiniz
Yoğurt, peynir, baklava da dâhildi, kahve ise apaydındı aralarında
Sahiplenilmesin isterdim ama olmazdı
O özeldi, güzeldi, içim sonrası sözeldi
Adeta güç gösterisiydi ortada salınan ve de nazlı, naif
Sonra sahiplenmek kelimesi saçmaydı, seçilmişti ondan her şey gibi
Ben de sevdim sahiplenmeyi bazı şeyleri, zamanla
Zaman demişken
Önem vermiyordum zamana
Karşılıklıydı, karşılık alabildiğim tek şeydi aynı zamanda,
kızamıyordum
İronik, ironi, iron…
Geçiyordu ve içiyordum kuralsızca
Gün ışıdığında, alacakaranlıkta
İtiraf sabah içerdim kesinlikle! Şaşmaz, asla taşmaz
Kafein etken etkisi edilgendi
Sonuç yoktu, istediğim bir sonuç ta yoktu zaten
Külyutmazdı insanlar(!) ve her şeye
“iğrenç tükürükleriyle yoğrulmuş kül katarlar” -dı
Geri dönüşüm sonucu görürlerdi acı gerçekleri
Unutmak için içerlerdi geçerken puslu yollardan karanlıkta
Alcool
Mezarlıklar, köprü altları, kuytu köşeler…
Emirlerine amade, sislerine teşvikçiydiler.
Ama iyi-kötü, güzel-çirkin…
Ne farklıydı? Hiçler, tiksinçler…
Kahve sinsice gülerdi onlara ve şöyle derdi:
“Elime düşeceksiniz ve yeniden göreceksiniz.”
Ne zamandır buralardayım, hiç değişmediniz
Ders almadınız, çünkü hayattan ders alınmazdı
Ve hayat size gelmezdi
Geçer-giderdi o
Beklentilerinizi üzerimden çekin demem anlamsız
Bilirim sizi…
Sözler sizde kifayetsizdir.
Beni hissedeceksiniz ve geleceksiniz
Yineler silsilesinden bir önce, gün ağarırken
Özellikle
Yanılsamalar vardı ayna tadında
Aynalar çatlaktı ve mutsuzdu insan
Sızılar çatlıyordu döndüklerinde kahveye gerisin geri
İçi huzursuz, safran karası-katran sarısından hallice
Ne önemi vardı tanımlamaların?
Dönmüştü işte
Kahve suspus
Sessizlik huzur vericiydi ve keskindi koku
Cerebrum raflara kaldırılmış
İçleri kahve dolu, demleniyor ama
Loblar bozulmuş ve kokuşmuş, saçılmış
Ve sorunmuş gibi
Ön, yan, arka
Ama özellikle frontal,
akıllara zarar vermiş üstelik
İnsanlık terk eylemiş kendini
İnsansı robot-robotumsu
insan
Biz robotumsuyduk,
Merhaba robotik
İbadetler temizlemedi lanetimizi sadece sömürdü içimizi
Kalan kırıntıları, kandırdı da güzelce,
Severim hikâyeleri
Sonu kötü biten
Velhasıl kahve tek gerçekti, yanılsamasız
İnsan olmasaydı iyiydi.
BAB
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder